Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN

14-03-2014 06:00


Bazı televizyonların gündemini “millet” kavramı, ziyadesiyle meşgul etti. Gerçi yeni Kastamonu Com adlı internet gazetesinde, “Tek Vatan ve Tek Bayrak, Resmi Dil Türkçe” adlı yazımda “millet” kavramını açıklamaya çalıştım. Kaynaklarda ifade edildiği gibi veya geçmişte pratik uygulamalar, dikkate alınmadan duygusal yaklaşımlara göre yorumlanması dünyanın gelişmekte olduğunu ve değişim gösterdiğini göz ardı etmek demektir. Dünyanın değişimine ayak uyduramayan insan veya insanlar, toplum, millet ve devletler çağın çok gerisinde kaldığını günümüzde müşahede ediyoruz. 1900 başlarındaki anlayış ile bugün ticaret yaparsanız veya ailenizi korumaya çalışırsanız, ticari yönden iflas edersiniz ve ailenizin dağılmasını farkına varmadan sağlamış olursunuz. 

Zengin bir aileden kız aldığınızı düşünelim. Oğlunuzun iradesi zayıf ise kayın pederin emrine girer. Öyle bir noktaya gelir ki oğlan ailesini beğenmemeye ve ayrı bir ev kurmaya çalışır. Sözde kendi evinde istediğin kararı almakta serbest olacağını ama genel konularda öz ailesine bağlı kalacağını ifade eder. Zaman ilerledikçe hanımın teşviki, kayın peder ve kayın validenin baskısı sonucunda bağımsızlığını ilan eder. Bir iki yıl sonra kayın pederine bağlılığını bildirir. Şimdi aileyi bir millet olarak düşünürsek baba, milletinin (ailenin birliğini) birliğini, beceriksizliği yüzünden koruyamamış oluyor. 

T.C Hükümetinde var olan bütün etnik güçler bir millettir. Bu etnik güçlerin varlığını ve kimliğini kabul etmek başka bir şeydir. Söz konusu etnik güçleri, Çanakkale savaşında veya kurtuluş savaşında bir millet olarak dünya kamuoyunun karşısına koymak becerisi ayrı bir şeydir. Çeşitli etniklerden oluşan toplumların bir millet olma anlayışını, Osmanlı nasıl becerdi ise veya Atatürk Kurtuluş savaşında çeşitli etnik güçlere mensup toplulukları bir millet etrafında nasıl organize etti ise bugün de aynı teknik ile aynı metot ile birliği sağlamak zorundayız. Atatürk’ün teknik ve metodunu, iktidarı ile muhalefeti ile birlikte uygulamalıyız. Parti tabanlarına mesaj verelim derken veya geçmişte olduğu gibi PKK’yı iktidar mücadelesinde kullanma gibi bir beceriksizliğimizi ortaya koyup terörü sınırlarımızın dışına atamazsak oğlanımızın içgüveyi gitmesini engelleyemeyiz. Çünkü günümüzde bir etnik kökene mensup devlet anlayışı yok oldu. Çeşitli etnik kökenlerin bir araya gelmesiyle devlet kuruluyor ve bir millet olarak kaşımıza çıkıyor. Şimdi” millet” kavramının tanımını ele alalım ve daha sonra da geçmişteki uygulamalara bir göz atalım.

Millet Arapça bir kelime olup, tarihi kaynaklarımızda geçen “budun” ile batı dillerinde görülen “nation” kelimelerinin karşılığıdır.

Millet; dil, din, tarih ve ülkü bağları ile birbirine bağlı vatandaşlardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir topluluktur. “dil, din, tarih ve ülkü” kavramlarının hepsini günümüzde bir arada bulmak çok zordur. Yerine göre dil, yerine göre din, yerine göre ırk, yerine göre tarih ve ülkü kavramları bir millet oluşturur. Türklerde millet kavramı Türk’ün tarihi ile başlamıştır. Türklerin inançlarına göre Milletin ve hakanın geleceğinin tanrı tarafından belirlendiğine inanılırdı. Eski Türkler tanrıdan bahsederken “il berigme tengri” (il everen tanrı) tabirini kullanırlardı. İnanışlarına göre tanrı, bazen milleti cezalandırır ve ilini, elinden alırdı. Gök-Türkler, milleti devletin esas sahibi ve koruyucusu olarak görmüşler, kendilerini devletin hamisi olduklarını kabul etmişlerdir.

Millet; lisanca, dince, ahlakça müşterek olan yani, aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan bir zümredir. Başlangıçtan beri Türkler Objektif ve sübjektif millet kavramları etrafında millet anlayışını oluşturmuştur veya devlet kurmuştur. Daha doğrusu millet olma bilincini yitirmemiştir. Zor durumlarda da bu bilincin gereğini yerine getirmeye çalışmışlardır. Örneğin, Çinliler tarafından işgal edilen Doğu Göktürk Hakanlığının halkı (Çin’in geleceğinin garantilenmesi amacı ile) Çince konuşmaya, Çinliler gibi giyinmeye ve Çin âdetlerini uygulamaya zorlanmışlardır. Ama İşbara Kağan bunu kabul etmemiştir. Çin’e vergi vereceğini, atlar göndereceğini, Çin’e bağlı kalacağını ama halkının Çinliler gibi yaşamasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.  

Türk toplumunda, halk eşit haklara sahiptir. Birtakım özel haklara sahip olduğu belirtilen yöneticiler aslında millete hizmet etmek için, onları korumak, doyurmak, mutlu bir hayat sürmelerini sağlamak için tanrı tarafından görevlendirilmiş kişilerdir. Nitekim Kağanlar, Tanrı tarafından, Türk Milleti yok olmasın diye kendilerine “kut” verildiğini belirtmişlerdir. Bu ifadeler kitabelere de yazılarak ölümsüzleştirilmiştir.

Zaman ilerledikçe devleti oluşturan millet, çeşitli etnik kökenlerden oluşmaktadır. Türk, zekâsını kullanarak Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklularında, Osmanlılarda hatta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında ve işleyişinde her zaman yön vermiştir.

Millet ve devlet olma geleneğine sahip olan Türkler, kurdukları devlete yön vererek terörden ülkeyi kurtarmak ve huzura kavuşturmak gibi bir sorumluluğu vardır. Çünkü güçlü olan zayıf olanı yönetir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında, yön veren Türkler, güçlü konumdadır. Güçlü konumda olan kişi tahrik edici bir şeklide konuşmaz, gereğini yapar. 

CHP eski genel başkanı Deniz Baykal, Yörük’tür yani etnik köken olarak Türktür. 29 Ocak 2013 tarihinde verdiği bir beyanatta” Ulusal devlet içerisinde hiçbir etnik köken diğerinden üstün değildir. Tüm etnik kökenler eşittir. Herkesin etnik kökeni şerefidir.” O halde milleti, ortak bir maziye ve gelecekte de birlikte yaşama arzusuna sahip olan insanları veya çeşitli etnik kökene mensup toplulukları bir millet oluşturma anlayışı ile dünyada yerini almalıdır. Atatürk ve arkadaşları da böyle yapmıştır. Adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti demiştir.  

Geçmişte olduğu gibi gelecekte de terör belasından kurtulmanın yolunu Atatürk şöyle göstermiştir. Tek bayrak, tek devlet, resmi dil Türkçedir.  

İslam'da çözüm nedir?

“Bütün Müslümanlar kardeştir, hiçbir kavmin diğerine üstünlüğü yoktur, bütün etnik grupların milliyeti İslam'dır. Gayr-i Müslim vatandaşlar (teb'a) ise din kardeşi değildir ama 'İslam yurdu ehlîsidir: Ehlü-dâri'l-İslam'dır. Temel insan haklarında Müslüman ehali ile eşit muamele görürler.

Demokrasilerde ise bütün etnik grupların eşit olmaları ve tamamı kast edildiğinde tamamını kapsayan bir 'halk, millet, ulus' ismiyle anılmaları gerekir.” (Hayreddin Karaman)

Çözüm:

1.Tek Vatan ve Tek Bayrak, Resmi Dil Türkçe

2.PKK ve diğer terör örgütlerin, ülkemizin sınırları dışına çıkmasını sağlamak ve çözüm sürecinde herkes, taşın altına elini sokmalıdır. 

3.Doğu Göktürklerin Hakanı İşbara Kağan’ın Çinliler gibi yaşamama isteğinin; doğu -Batıdaki, kuzey ve güneydeki bütün insanlara demokratik hakları vermek. (Başörtüsü taktın takmadın, etek giydin giymedin, ana dilde savunma yaparsın yapamazsın, benim dediğim gibi düşüneceksin gibi anlayışların gündemden kalkmasını sağlamak.) 

Doğu Göktürklerin Hakanı İşbara Kağan anlayışı ile İslam anlayışının muamelatta aynı olduğunu görüyoruz.  Devlet olmanın gereği, Kürt vatandaşlarımızın haklarını, İmralı ile görüşmez ama PKK terörünün T.C. topraklarının sınırları dışına çıkarmak konusunda içte ve dışta herkes ile görüşülür, yanı risk almaya değer. Çünkü oğlumuzun iç güveyi gitmesini istemiyorsak, devlet olarak gereğini yapmak zorundayız.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN