Bahara Yolculuk

Bahara Yolculuk

17-03-2015 06:00


“Neden seni sürekli aşağılayan birisi için hala çabalıyorsun, neden!? Neden ‘ne halin varsa gör’ demiyorsun? Neden, ta binlerce kilometre uzaktan gelip kendime olan yaramazlıklarıma, yaralarıma, hastalıklarıma derman olmak için kendini yoruyorsun?”

“İnsanlık için. Savaşın olmadığı, insanların kardeşçe yaşadığı bir dünya için. Merhameti, şefkati, sevgiyi, vicdan kafesinde sıkıca tutanların çoğalması için…”

“Hayır! Kimse çıkarı olmadan ülkesini terk etmez. Hiç kimse başkası için binlerce kilometre uzaklıkta gurbeti kabul etmez. Gurbetteki çileyi, karşısına çıkan tehditleri kabul etmez. Neyse niyetin açık söyle menfaatin ne, niçin burdasın?”

“Evet çıkarım var. Kutsal bir rızanın arayışı içindeyim. Sonsuzluğa inanıyorum. O sonsuzluk aleminde burada güzel yaşamanın değil güzel bir ölümün peşinde olanların huzur bulacağına inanıyorum. Çıkarım bu benim, niyetim bu... 

Emin ol, dokunmayacağım koltuklarına, köşklerine saraylarına. Dokunmayacağım dünyevi hiçbir şeyine! Bu kocaman zannettiğin küçük dünya senin olsun.”

“Hayır böyle bir fedakarlık inandırıcı değil. Başaramayacaksın burada. Eğitime, okul açmana fırsat verilmeyecek.”

“Kurtçuk nedir bilir misin sen; Zayıf, cılız, aciz, minik bir yaratık. Bir de kurt vardır; vahşi, dağlarda avını bulan, parçalayıp yiyen…biz kurtçuğuz, bunu biliyoruz ve kurtçuk olduğunu bilene Sonsuz Kudret Sahibinin yardım edeceğini de biliyoruz. Ve biz zaferden değil seferden sorumluyuz...” 

Yeter dedi adam. Yolcunun yolunu kesti hırsla, nefretle. Defol git bu ülkeden dedi. Doğrulttu silahı ama araya ensar ruhlular girdi. İstediğin kadar bağır çağır dedi o güzel insanlar. Susan birini asla yenemezsin.

Ve döndüler yolcuya; “vazgeçmek yok” dediler. “Eğer sen vazgeçersen hak etmeyen biri kazanacak. Şartları zorlayacaksın çatlayıncaya kadar. Bir kapı kapanır, bin kapı açılır. 

Zaten söz vermişti yolcu; darılmak, kırılmak, incinmek yok. Yolun yoruculuğunu yola çıkmadan önce tahmin edebilmişti zaten. Menzilin zorluğunu, daha önce böyle kutsal yolculuğa çıkan çileli ruhların hayatlarından biliyordu.

Bir müjdeydi o yolcuları yola revan eden. Bir müjdeyle gittiler uzak diyarlara. Kutlu Nebi’nin türküsünü söylediler. O’nun hikayesini dinlediler. 

Garip başlayıp garip gidecekti bu kervan, duymuşlardı.

Bozkırlara ses verdi atları, yoldaydılar. 

Gözyaşı olmadan gülmezdi yetim gönüller, ağladılar.

Vakit dar menzil uzundu.

İnsandılar ve kalpleri kırıktı. 

Zamanın sahibi vardı şükür, O’na sığındılar.

Kışlarında baharı, gökyüzünde umudu aradılar.

Gün uzar yüzyıl olur dedi ümitsizlik aşılayanlar, ama onlar durmadılar.

Yürüdükçe büyüdü dünyamız, onlar inandıkça yaşayacak rüyamız.

Yola şüphe katmaya çalışan cümlelere de tek noktalık bir cümleyle cevap verdiler: “sana yolu sormuyorum, ben arkadaş arıyorum!”

“Selam Bahara Yolculuk” filmini izlediğimde gayesizliğin yada ölüp giden gayelerin tiksindiriciliğini daha canlı anladım. Yada anladığımı zannediyorum. Yeryüzünde olmanın biricik ve tek anlamı, güzel bir gayeyle güzel bir ölümün peşine düşmekmiş.

İzlenmeye değer bir film.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

bahis forum