Dünyayı, İdare Etmeye Talibim

Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN

06-09-2013 07:00


Bazı yazarlar, Irak işgaline ses çıkarmadık. Neden Suriye olaylarına ve Mısırdaki darbeye isyan ettik sorusu, kafaları haklı olarak karıştırıyor. Gerçekten de bu sorunun cevabı çok zordur. Ama geçmişi irdelediğimiz zaman, sorunun cevabını düşünmeden verebiliriz. O halde bakalım geçmişte neler vardır:

Irakta, darbeci Saddam rejimi var idi. Saddam, sandığa gitmeden, ülkeyi yıllarca yönetti. halkına kimyasal silah kullandı, tıpkı Esed gibi... Saddam’ın kimyasal silah tehdidinden, ülkemize kaçan iki milyona yakın insanı, yıllarca misafir ettik. Saddam, astığı astık kestiği kestik idi. Körfez savaşında Saddam’ın, halkına yaptığı işkencelerin yanında Türkiye’yi de tehdit, etti… Özal’ın başbakanı "Yıldırım Akbulut’a “Avrupa topluluğuna kabul edilmediniz. Şimdi Avrupa da size destek çıkmayacak. Bakalım bize karşı kendinizi nasıl savunacaksınız." Sözleri, tehdit demektir…

 Saddam’ın kendi halkına yaptığı işkencenin bir benzerini Esed yönetimi yapıyor. Suriye, yıllarca PKK’yı bize karşı kışkırttı, teröristleri besledi, ülkemizi karıştırdı… Esed, Saddam gibi halkına kimyasal silahla saldırıyor, binlerce insanı öldürüyor... Bu ülkelerde demokrasi, insan hakları hiçbir zaman tozlanmış raflarda dahi bulunamadı. Amerika ve batıyı, çok sevdiğim için söylemiyorum ama düşmanımın düşmanı tezini uygulamak zorundayım, bazılarının adam olması için… Düşmanımın düşmanı tezini ben uygulamazsam başkaları uygulayacaktır…

 Mısırda ise milli irade ile seçilmiş bir cumhurbaşkanı, darbe ile hapishaneye atılıyor. Yüzlerce insan öldürülüyor... Darbe yönetimine karşı olmamak, öldürülen insanlara sessiz kalmak, mazlumun yanında değil, güçlünün yanındayız anlamına geldiği gibi darbeye de yeşil ışık yakmak demektir.

 Mısırda darbeci hükümetin genelkurmay başkanı ve milli savunma bakanı, “Amerika, beni yarı yolda bıraktı” ifadesi ile Türkiye dâhil Ortadoğu’da yapılan darbelerin arkasında, Amerika olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda Türkiye’de de darbeye yeşil ışık yakmak ben de Amerikancıyım demektir. Yani sözde karşıyım, özde Amerikancıyım anlayışı ortaya çıkıyor. 60 ihtilali, 71 muhtırası, 12 Eylül, 28 Şubat ve mısırdaki darbe, Amerika’nın emri ile yapılmıştır. Şimdi ülkemizde “düşmanımın düşmanı” tezi anlayışı ile Amerika’nın veya ordunun yardımıyla darbe yaparak iktidar koltuğuna oturanların örneklerini geçmişte hep birlikte yaşadık. 

Ama her oyunu Amerika’ya bağlarsak bu da bizim acizliğimizi ortaya kor. Efendim 12 Eylül ihtilalini Amerika yaptırmış. Özal’ı Amerika getirmiş… Özal’a ANAP partisini kurdurtmuş. Ana muhalefet partisinin AKP’ye sert muhalefet yapmamasını, Amerika istemiş. Amerika, AKP’ye seçimi kazandırtmış, MHP’ye yüzde on ikiden yukarı oy almayacaksın demiş. Sağdaki, soldaki ve dinci partileri Amerika kurdurtmuş gibi dedikoduları üreterek acizliğimizi beyan etmekle kalmıyoruz, aynı zamanda batı devletlerine karşı şu mesajı da veriyoruz. Biz kendimizi idare edemiyoruz, siz ne derseniz, biz onu yapmaya mecburuz. Gerçi Amerika ile ilgili dedikoduların bazıları, doğru olabilir ama bu gibi dedikodularla zaman harcamak, güçlü olmamak ve dünyayı idare etmeye talip olmamak, akıllı olmadığımız anlamına gelir. Şimdi Amerika ve batının neden akıllı olduğunu irdeleyelim.

Amerika ve batı,  dış ülkelerin oyununa gelmiyor.  Hükümetleri seçimle geliyor, seçimle gidiyor. Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi büyük ülkelerde darbe olduğunu hiç görmedik. Bu ülkelerin fert başına milli geliri 30.000 doların üstündedir. Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi ülkelerin ekonomisi zayıf olsa da, başka ülkelerin iç işlerini karıştırıp saldırgan davranarak varlıklarını devam ettiriyorlar… 

Söz konusu ülkeler, Abdülhamid’i tahttan indirmek için İttihat ve Terakkiyi kullandılar. Abdülhamit tahtan indikten sonra Balkanları ve Orta Doğuyu kaybettik? Şimdi biz, oyun kuran baş aktör olma yerine dedikodu üretmek, ülkemizi batıya karşı şikâyet gibi işler ile uğraşarak, boşuna vakit geçiriyoruz. Unutmayalım eşler evde kavga eder ama dışarda birisi Mehmet Bey diğeri de Fatma Hanım olur. Mehmet Bey, akıllı ise, eşinin zayıf noktasını komşuya anlatarak veya küçük düşürerek yardım istemez. Kurnaz ve akıllı komşu ise Mehmet Beyin eşi, hak arıyor diyerek destek verir, aileyi huzursuz eder.

Dünyayı yönetmeye çalışan ülkelerin aydınları, idarecileri, basını çok akıllı da bizimkiler akılsız mı? Bizdeki idareciler, elbette akıllıdır ama demokrasiyi çok iyi işletemediğimiz için darbelerden kurtulamıyoruz… 

Seçimle iktidar olamadığım için marjinal gurupların yakıp yıkmalarını, barikat kurmalarını, devlete zarar vermelerini hak arıyorlar diye destek vererek faizleri yükseltiyoruz, sıcak paranın dışarı çıkmasını sağlıyoruz, doları yükseltiyoruz, halkı fakirleştiriyoruz.  Kapitalist ülkelerin, hem siyasi hem de istihbarat alanlarında saldırıları ile ülkemizi, tehdit ettiriyoruz. Daha doğrusu, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi ülkelere diyoruz ki gel benim ülkemi karıştır, seçimle iktidar olamıyorum. Ey Amerika, bana yardım et, darbe yapalım da iktidar olayım.  

Yahudi Emanüel Karasu’nun desteği ile İttihat ve Terakki, Padişah Abdülhamid’i tahtan indirmedi mi?   27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde Amerika’ya birileri göz kırpmadık mı? İran Devlet başkanı Musaddık’ı sandıkta yenemediği için Rıza Pehlevi, İngiltere ve Amerika’yı çağırmadı mı? Mısırda General Sisi Amerika’nın desteği ile Cumhurbaşkanı Mursi’yi devirmedi mi? Bir de diyoruz ki Amerika şunu yapmış, bunu yapmış. Amerika’nın kabahati yoktur, bütün kabahat bizdedir.

Allah aşkına Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi ülkelerde birileri niye darbeyi düşünmüyor. Darbe yapmayı düşünüyor ise niye başka ülkelerden yardım istemiyor. O biriler ülkelerinin zayıf düşeceğini bildikleri için darbe yapmayı düşünmezler, hesaplaşmayı sandıkta yaparlar ve dünyayı nasıl idare edeceklerini düşünürler. O halde biz de batı ülkeleri gibi akıllı olmalıyız…

Akıllı olmak demek Amerika, Rusya ve Avrupa gibi Dünyaya yön vermek, ekonomimizi zayıflatacak olaylardan uzak durmak, sandığın varlığını kabul etmek demektir. 

Kendi kendimize soralım:

Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi büyük ülkelerde darbe olduğunu gördünüz mü? 

Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi büyük ülkelerde tahrir ve gezi pakındaki olayların büyümesine izin verip ekonomilerinin zayıfladığına müsaade ettiklerini gördünüz mü?

Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi büyük ülkelerde ordunun devleti yönettiğine şahit oldunuz mu?

Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya gibi büyük ülkelerin medyaları, kendi ülkesini başka ülkelere şikâyet ettiğini veya başka ülkelere karşı küçük düşürdüğünü gördünüz mü?

Yukarıdaki sorulara olumlu cevap verebiliyorsak mesele kalmadı. Olumlu cevap veremiyorsak Suriye ve Mısırdaki katliamlara karşı net tavrımızı almalıyız ve lanetlemeliyiz. Suriye ve Mısır halkının yanında olduğumuzu beyan etmeliyiz ki demokrasiyi benimseme ve uygulama konusunda samimi olalım. 

Mazlumun yanında olduğumuzu,  darbeyi hiç sevmediğimizi ve dünyayı idare etmeye talip olduğumuzu, bütün dünya halkına anlatalım…

Suriye ve Mısır’daki Katliamları şiddetle kınıyorum ve lanetliyorum. Çünkü kınamak ve lanetlemekten başka bir şey yapamıyorum. Saygılarımla…


YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN