Gerçek mutluluğu bulmak için...

Mevlüt Yiğit

20-05-2011 07:00


İnsanoğlu hayatta mutlu olmak, huzurlu olmak ister. Hayata ait ihtiyaçları tespit etmesi ve bu ihtiyaçlarını gidermesiyle de mutlu olabilir.
Nedir bu ihtiyaçlar, neyle karşılanır?
İnsan; Cismani hayatı, kalbi hayatı, fikri hayatı ve ruhi hayatı itibariyle dört ana unsurdan oluşan bir varlıktır. Hepsinin ayrı ayrı ihtiyaçları ayrı ayrı tatminleri vardır. İşte bütün bu ihtiyaçları karşılanmayan insan mutlu olamaz.
Cismani hayatın ihtiyaçlarını hemen hemen hepimiz biliriz. Yemek içmek gibi dinlenmek şehvet gibi ihtiyaçlar bedenin cismani ihtiyaçlarıdır. Bu ihtiyaçları karşılanmayan insan mutlu olamaz.
İnsanın bir de kalbi hayatı vardır. Kalbin ihtiyacı ise biraz aşktır, biraz sevgidir, sevmektir, sevilmektir. Daha doğrusu sahibini sevmesi ve onu anıp durması kalbin gıdasıdır. Kalp de ancak kendi sahibini bulup onu anmasıyla tatmin olur. Boşta kalan kalbin sahibi bir insanın mutlu olması düşünülemez.
İnsanın bir de beyni vardır. Beyninde akıl ve fikir ile ilim mevcuttur. Aklını kullanmayıp fikirsiz yaşayan bir insan ya cahildir, ya da gerçekleri göremeyecek kadar akılsızdır. Aklının ihtiyaçlarını karşılamayan insan da mutsuzdur.
Bir de insanın Ruh dediğimiz bedeninden de aklından da önemli kendine bahşedilmiş özel bir varlığı vardır ki o tamamen farklı bir şeydir. Ruhu anlamak zor olduğu gibi onun ihtiyaçlarını anlamak da her aklın kârı değildir. Ruh için insana çok az bilgi verilmiştir. Yaratan'ın ona üflediği varlığın püf noktasında duran enteresan bir varlıktır. Peki, ruhun bir gıdası var mıdır? Elbette bir gıdası vardır. Ona eskiler biraz da ruh hastalarını müzikle tedavi ettiklerinden dolayı 'müzik ruhun gıdasıdır' deyivermişler. Bu söz doğru bir sözdür. Doğrudur doğru olmasına ama biraz eksik bir sözdür. Müziğin yanında bütün güzel sanatlar ruhun gıdasıdır. Güzel olan her şey ruha gıda verir ve ruhu kanatlandırır.
Her şeyin iki değeri vardır; biri fonksiyonel değer diğeri estetik değer. Taşla örülmüş bir duvarın fonksiyonel değeri vardır ama estetik değildir. Soğuk sıcak gibi şeyleri engeller, kapalı bir mekân oluşturur fakat estetik özelliği yoktur. Duvarda asılı duran bir tablonun da estetik değeri olmakla beraber fonksiyonel değeri yoktur. Bedenimiz fonksiyonel değeri olan gıdalarla beslenirken ruhumuz da onun estetik sunumuna talip olmaktadır. Beynimiz bunu tefekkür ederken kalbimizle de nimeti verene şükretmemiz gerekir.  Bir yemekte bütün bunları anlayabiliyorsak o yemekten mutlu olabiliriz.
Dört ayrı unsurdan oluşan insanın bu dört açlığı ayrı ayrı giderilirse insan mutlu olabilir. Aksi halde birinin eksikliği insandaki diğer üç nimetin de kıymetinin anlaşılamamasına yol açar.
Karnı aç bir insanı hangi müzikle mutlu edebilirsiniz? Ruhuna uyan güzelliklerden mahrum bırakıp hapse attığınız bir insana ne kadar yiyecek verirseniz verin onda mutluluk eksik kalacaktır. Kafasına ilim, beynine fikir veremediğiniz bir insan cahil, kalbi Yaratan'ına yönelememiş bir insan da asla hayatın manasını anlayamayacağından onun huzuruna gidemeyecek ve huzur bulamayacaktır.
Materyalizm insanların sadece midesiyle mutlu edileceğini düşünmüş, Hint fakirleri ruhlarını geliştirmiş, Eski Yunanda kalbi aşkla doldurmuşlar, yine felsefe ile kafayı bozanlar her şeyin sadece ilimle olacağını düşünmüşler. Fakat bu dört unsurun tamamına hitap etmeyen bir hayat tarzı insanlığı asla mutlu edememiştir.
İşte insan ancak bedeninin gıdasını alıp, ilimle fikirle beynini aklını besleyip, ruhunun aradığı güzelliklerle çevrelediği hayatını kalbinin sahibine yönelip, onunla kontak kurması ile gerçek mutluluğu bulabilir.

Mevlüt Yiğit

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN