izmir bayan escort buca escort bayan Evden eve nakliyat Türk Porno instagram takipçi satın al ankara escort

bakırköy escortbahçeşehir escortşişli escort

Babacan Deva Partisi'nin Felsefesini Anlattı, Yolsuzluk Afettir

Total Views : 728
Zoom In Zoom Out Sonra Oku Print

Yolsuzluk yalnızca bir suç veya kişisel ahlak meselesi değil, toplumların doğasını bozan, sisteme, demokrasi ve hukuk devletine olan inancı da tahrip eden bir afettir. Yolsuzluğun aynı zamanda ekonomik kalkınmanın önündeki en önemli engellerden birisi olduğuna inanıyoruz. Bizim için şeffaflık sadece bir etik kural değil, bir hayat tarzıdır.

Mali suçların, yasa dışı veya kaynağı kuşkulu para hareketlerinin daha bağımsız ve etkili bir şekilde izlenmesi ve soruşturulması ve ilgili kurumlarla işleyen bir koordinasyon sağlanabilmesi amacıyla, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nı yeniden yapılandıracağız. Kamu alımları ve ihalelerde rekabeti ortadan kaldıran, ihaleyi istisna keyfiliği kural haline getiren, yolsuzluk kapısını açık tutan tüm istisna ve muafiyetleri ortadan kaldıracak, kamu ihale kanununu tümüyle yenileyeceğiz. İhale ve satın alma süreçlerini tüm taraf ve yurttaşların izleyebilmesine açık tutacağız.”   

Babacan, Türkiye’nin 2013 yılında Yüksek Gelirli Ülkeler grubuna geçme aşamasına gelmiş iken, son yıllarda izlenen yanlış ve popülist politikalar sonucunda kişi başına düşen gelirin yaklaşık yüzde 25 oranında gerilediğini ve ekonominin orta gelir tuzağına yakalandığını belirterek şöyle devam etti:

“ Kaybolan güven ortamı ve gerileyen yatırımlar sonucunda ülkemizin sadece güncel büyüme performansı değil, uzun dönemli büyüme potansiyeli de ciddi bir tehditle karşı karşıyadır. Merkez Bankası’nın bağımsızlığıyla ilgili sorunlar para politikasının tutarlılığına ve öngörülebilirliğine zarar vermektedir. Bu durum, enflasyonla mücadeleyi zayıflatmakta ve fiyat istikrarının sağlanmasını zorlaştırmaktadır. 

İşsizlik, özellikle genç işsizlik son dönemlerde tarihi en yüksek düzeylerine çıkmıştır. Türkiye, bireysel gelir eşitsizliği ve göreli yoksullukta Avrupa’da ilk sırada yer almaktadır. Parti olarak, büyümenin verimlilik, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık boyutlarını bir arada ele alan bütüncül bir yaklaşımı esas alacağız. Bu anlayış doğrultusunda, süratle “Güçlü, Sürdürülebilir ve Kapsayıcı” bir büyüme stratejisini hayata geçirmeyi hedefliyoruz.” 

“Ekonomide öncelik işsizlikle mücadele”

Ali Babacan konuşmasında uygulayacakları ekonomi politikalarını da şöyle anlattı:

“Önümüzdeki dönemde ekonomi alanındaki en önemli önceliğimiz, başta gençler ve kadınlarda olmak üzere işsizlik sorunuyla mücadele etmektir. Üretken olmayan sektörler ile imar rantlarına dayalı bir büyüme yerine, başta sanayi olmak üzere üretken sektörlerde üretim ve ihracat artışına öncelik veren bir modele geçeceğiz. 

Verimliliğin artırılması için, en büyük sermayemiz olan insanımızın bilgi ve becerisini artıracak, teknoloji ve yenilikçilik alanında köklü bir dönüşüm gerçekleştireceğiz. Kapsayıcı büyüme yaklaşımımız çerçevesinde gelir dağılımın iyileştirilmesi ve yoksulluğun azaltılması önemli hedeflerimizdendir. 

Başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm vatandaşlarımızın ekonomik hayata katılımlarını artırarak hem ülkemizin büyüme hızını yükseltecek hem de herkesin bu büyümeden pay almalarını sağlayacağız. Güçlü ve sağlıklı bir ekonomi için, mülkiyet hakkını ve teşebbüs hürriyetini olmazsa olmaz bir koşul olarak görüyoruz. 

Deva Partisi olarak, rekabeti bozucu kamu müdahalesinin olmadığı, düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsız ve etkin çalıştığı bir piyasa ekonomisi anlayışını esas alacağız. Politika ve uygulamalarımızda, sosyal refah ve adaleti, insani çalışma koşullarını ve doğa ve çevrenin korunmasını en üst düzeyde dikkate alacağız. 

Enflasyonu düşük tek haneli düzeye indirmek temel hedefimizdir. Mali disiplin anlayışını kalıcı hale getirmek ve öngörülebilirliği arttırmak amacıyla, “Mali Kural” uygulamasını hayata geçireceğiz. Bütçe disiplinini esas olarak vergi oranlarını yükselterek değil tahsilat oranını arttırarak, kayıt dışılığı azaltarak ve harcamaları kontrol altına alarak tesis edeceğiz.

Kamu vicdanında büyük yaralar açan kamuda lüks, gösteriş, israf ve savurganlığa son vereceğiz. Bütçe çalışmalarında doğa ve çevrenin korunmasına dezavantajlı grupların gözetilmesine ve cinsiyete duyarlı bütçeleme anlayışına özen göstereceğiz. Kamu alımlarının şeffaf, adil, rekabeti bozmayacak ve yerli üretimi teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacağız. İhale ve satın alma süreçlerini tüm taraf ve yurttaşların izleyebilmesine açık tutacağız. 

Büyük ölçekli kamu yatırımlarına, gerçekçi ihtiyaç değerlendirmesi ve çevresel etki analizi yaparak karar vereceğiz. Bu projelere ilişkin hazırlık sürecinde sivil toplum, meslek örgütleri ve ilgili tüm tarafların etkin bir şekilde katılımını sağlayacak mekanizmaları oluşturacağız. Sürdürülebilir büyümeyi destekleyen, sermaye birikimine katkıda bulunan, sermayenin tabana yayılmasına aracılık eden bir finansal hizmetler sektörü inşa edeceğiz.

Kamu bankalarının sektör içinde rekabeti bozmalarını engelleyecek, bu bankaların siyasi baskılarla iş yapmalarının önüne geçeceğiz. Sermaye piyasasının toplam finansman içindeki payını artırmak amacıyla, şirket sermayelerinin halka açılmasını ve halka açıklık oranını arttırmayı teşvik eden düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

Sigortacılık ve bireysel emeklilik sektörlerinin potansiyelinden en üst düzeyde yararlanılmasını sağlayacak adımları atacağız. Yenilikçi fikir ve buluşların hayata geçirilmesini destekleyen gelişmiş bir girişim sermayeciliği altyapısı oluşturacağız. Son yıllarda yaşanan güven ve istikrar kaybına bağlı olarak yatırımlar ciddi oranda gerilemiş, bunun sonucunda işsizlik oranları tarihi yüksek seviyelere çıkmıştır. 

İşsizlikle mücadelede en etkin yöntem, ekonomide güven ve istikrar ortamını tesis ederek yatırımları ve büyümeyi artırmaktır. İşsizlikle ilgili yapısal sorunların çözümü ise işgücü piyasası reformları, çok yönlü aktif işgücü politikaları ve mesleki eğitime yeni bir bakış açısı kazandırmaktan geçmektedir. İşgücüne katılımın arttırılması ve sürdürülebilir büyümenin sağlanması için işgücünün niteliğini sürekli iyileştirecek ve geleceğin işlerine uygun hale getireceğiz.

“Kadınların iş gücüne katılımı için…”

Kadınların işgücüne daha aktif katılımını sağlamak amacıyla, mahalleler düzeyinde yerel yönetimlerin sorumluluğunda okul sonrası eğitmenli aktivite merkezleri ile kreşler kuracağız. Teknolojik işsizliğe karşı önlemler alarak aktif iş gücü politikalarıyla gençleri yeni mesleklere yönlendireceğiz. Teknoloji ve bilişim liseleri ile gençlerin yazılım, kodlama ve teknoloji alanlarında meslek sahibi olmalarını sağlayacağız. 

Gelecekte ihtiyaç duyulacak yeni meslek ve yetenekler için internet üzerinden ve yerinde eğitimler sunacağız. Öğrencilere farklı alanlarda da kullanabilecekleri taşınabilir yeni beceriler kazandıracağız. Öğrencilerin yönelebilecekleri meslek seçenekleri konusunda esnek bir yaklaşım izleyeceğiz.”

KOBİ’leri, küreselleşmeden kaynaklanan yüksek rekabete ayak uydurma, yetkin insan gücü ve yeterli sermayeye sahip olma, yenilikçi projeler üretme gibi hususlarda güçlendireceklerinin altını çizen babacan, esnaf ve sanatkarımızın işlerini büyüterek tacir ve sanayici aşamasına geçerek KOBİ niteliğine kavuşması, ekonomideki gelişmeleri yakından takip edebilmesi için sürekli bilgilendirme kanalları oluşturacağız” dedi.  

Babacan, “Vatandaşlarımızın güvenli, yeterli, dengeli ve sağlıklı beslendiği; finansal olarak güçlü ve teknoloji ile donatılmış tarımsal işletmelere sahip bir Türkiye hedefimizdir. Çiftçilerimizin gelirlerini öngörülebilir ve istikrarlı kılacağız. Tarımsal politikaları veri ve bilgiye dayalı olarak uygulayacağız. Tarım meslek liselerini yeniden açacağız. Bu liselerden mezun olan gençleri desteklerden öncelikli olarak faydalandıracağız. Suyun doğru ve verimli kullanılmasına yönelik teknolojik altyapı ve araştırma yatırımlarına öncelik vereceğiz” dedi. 

Ali Babacan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Başta sulama kanalları olmak üzere GAP, KOP ve DAP projeleri kapsamındaki altyapı yatırımlarını süratle tamamlayacağız. Uzaktan algılama araçlarıyla verimlilik ve gelişim tespiti, yaygın sensör kullanımı gibi dijital tarım uygulamalarını destekleyeceğiz. Hayvancılığı yem üretiminden başlayarak destekleyeceğiz. Hayvancılık desteklerini coğrafyaya uygun hayvan türlerinin geliştirilmesini sağlayacak biçimde uygulayacağız. Örgütlü üretim ve sözleşmeli üretim gibi yöntemlerle hayvancılığın gelişmesini destekleyeceğiz. Orman köylülerini ve orman işletmeciliğinin gelişmesini destekleyeceğiz.

“Sanayi sektörü vazgeçilmezimiz”

Üretime ve verimliliğe dayalı bir ekonomi için sanayi sektörü vazgeçilmez önceliklerimizden biri olacaktır. Verimlilik artışları ve ileri teknoloji kullanımı yoluyla sanayinin küresel rekabet gücünü yükselteceğiz. Üniversitelerimizin araştırmalarından iş dünyasının daha doğrudan yararlanabilmesini sağlayacağız. Savunma, havacılık, uzay ve tıbbi cihazlar sektörlerinin sahip olduğu potansiyelden hem teknolojinin verimli kullanımında hem de teknoloji üretiminde etkin bir biçimde yararlanacağız.” 

Türkiye’nin enerjide arz güvenliği, kaynak çeşitliği ve dışa bağımlılığın azaltılması alanlarında yeni politika ve stratejilerle geleceğe hazırlanmasının başlıca hedefleri olduğunu anlatan Babacan, enerji verimliliği uygulamalarını ve başta güneş ve rüzgar olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının daha fazla kullanımını teşvik edeceklerini kaydetti.  

Babacan şunları söyledi: ”Kömürle çalışan elektrik üretim tesislerinin hızla rehabilite edilerek çevreye olan olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacağız. Madencilik sektöründe sürdürülebilir, çevreye duyarlı, rehabilitasyon planlaması olan, hammadde tedarik güvenliğinin sağlandığı, bir yapı oluşturmak temel önceliğimizdir. 

Madencilik izin ve ruhsatlarında çevresel etkileri, kapatma ve telafi edici düzenlemeleri, yerel etki ve istihdam boyutlarını birlikte değerlendireceğiz. Turizm sektöründeki alt ve üst yapıların kalitesini arttırarak ziyaretçiler için çok önemli olan ülkemizin “emniyetli ve güvenli ülke” imajını titizlikle koruyacağız. 

Yüksek gelir grubunda yer alan turistlerin ülkemize çekilmesini sağlayacak düzenlemeler ve teşvikleri hayata geçireceğiz. Sektörde çeşitlendirmenin sağlanması amacıyla, sağlık, spor, tarih, kültür, termal, üçüncü yaş, yat, kurvaziyer, kongre ve fuar alanlarındaki turizmi destekleyeceğiz.

Karayolu ulaşım politikasını “bütünleşik taşımacılık stratejisine” uygun olarak köklü bir değişim perspektifi ile yeniden ele alacağız. Demiryollarındaki altyapı yatırımlarını yeni bir ivmeye kavuşturacak, emniyetli YHT hat sayısını arttıracak, demiryollarının işletilmesinde özel sektörün daha fazla rol almasını sağlayacağız. 

Deniz taşımacılığının geliştirilmesi için, mevcut limanların kapasitelerinin geliştirilmesi ve yenilerinin yapımı, liman işletmeciliğinin iyileştirilmesi, konteyner taşımacılığının desteklenmesi gibi alanlara odaklanacağız. Sivil havacılık ve hava ulaştırması alanında devletin sadece düzenleme ve denetleme yaptığı, özel sektörün ise yatırımlarla ve işletmecilikle sektörün gelişiminde daha fazla rol üstlendiği bir yapıya geçeceğiz.”

“İnsanı merkeze alan, fırsat eşitliğini ve eğitim hakkını garanti altına

alan bir eğitim ve öğretim temel önceliğimiz”

Eğitimin en öncelikle ele alacakları alan olacağını vurgulayan Babacan, şunları söyledi:

“Eğitim alanında yaşadığımız sorunların temelinde, eğitim sistemimizin konjonktürel, siyasi ve ideolojik bir çatışma alanı haline gelmesi yatmaktadır.

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak; insanı merkeze alan, dijital çağın ihtiyaçlarına uygun, üstün nitelikli öğretmen ve öğrenci yetiştiren, fırsat eşitliğini ve herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına alan, kapsayıcı ve hayat boyu devam eden

bir eğitim ve öğretim sistemini hayata geçirmeyi hedefliyoruz. 

İnsanımıza günümüzde ve gelecekte ihtiyaç duyulan ve niteliğini yükseltecek yetkinlikleri kazandırmak temel önceliğimiz olacaktır.

Bütün eğitim kademelerinde öğrencilere Türkçe’nin doğru kullanılmasını sağlayacak yetkinlikler kazandıracağız.

Erken çocukluktan itibaren ikinci dil eğitimini etkili bir biçimde vereceğiz.

Eğitimde reformu öğretmenlerimizle başlatacak ve öğretmenlerimizi değişim ile dönüşümün ana merkezi yapacağız.

Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve cazibesini arttıracağız.

Öğretmenlerimizi, eğitimle ilgili politika oluşturma ve kanun yapma süreçlerine etkin bir biçimde dahil edeceğiz.

Ders konularının yanı sıra öğrencilerin bireysel kabiliyetlerini ve ilgi alanlarını geliştirebilecekleri müfredat hazırlayacağız.

Okuyan, öğrenen, yaratıcı ve yapıcı bireyler yetiştirmek için ikinci planda olan sanat ve spor eğitimini önceliklendireceğiz.” 

“Okul öncesi eğitimi kademeli olarak 3 yaşına indireceğiz ve ücretsiz 

hale getireceğiz”

İnsan hakları, demokrasi kültürü, birlikte yaşama, ahlak, adalet, insan onuru, toplumsal cinsiyet eşitliği, çevre, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma bilincinin geliştirilmesi ve yerleşmesini tüm müfredatta gözeteceklerini bildiren Babacan, şöyle devam etti:

“Okul öncesi eğitimi kademeli olarak 3 yaşına indirecek ve ücretsiz hale getireceğiz.

Öğrencileri sadece liseye geçiş sınavına değil, liseye ve hayata da hazırlayacağız.

Liselerde zorunlu ders saatleri ve ders çeşitliliğini azaltarak proje ve uygulama çalışmalarına imkan sağlayacağız.

Liselerde öğrencilerin; sosyal düşünme, sorunlara analitik yaklaşabilme, tasarım, yaratıcılık ve liderlik kabiliyetlerinin geliştirilmesine odaklanacağız. 

Sosyal ve duygusal gelişimi okul öncesinden takip etmeye başlayarak özel gereksinimli öğrencileri ve özel yetenekli öğrencileri tespit edeceğiz.”

“YÖK’ü kaldıracağız”

Babacan, üniversiteye yerleştirmede yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkanı sunacaklarını, misyonunu tamamlamış bir kurum olarak yüksek öğretimin gelişmesinin önünde bir engel haline gelen Yükseköğretim Kurulu’nu (YÖK) kaldıracaklarını belirtti. 

Ali Babacan, yüksek öğrenim kurumlarını veriye dayalı, şeffaf ve hesap verebilir bir sistemle denetleyecek, üniversiteler için performans hedefleri belirleyecek ve verdikleri eğitimin kalitesini ölçecek ve akredite edecek kurumsal yapıları ve mekanizmaları oluşturacaklarını bildirdi. 

Bu çalışmalar sonrasında yeterlilik sorunu yaşayan üniversiteleri örnek üniversitelerle eşleştirecek veya gerekirse üniversiteler arasında konsolidasyona gideceklerine dikkati çeken Babacan, “Okul binalarının mimari yapılarını ortak çalışma alanlarını geliştirmek amacıyla gözden geçireceğiz.  Spor ve sanat eğitimi mekanlarını iyileştireceğiz” dedi.

“Sağlıklı kalmayı önceleyen bir sağlık sistemi oluşturacağız”

Babacan, sağlıklı kalmayı önceleyen anlayışımız çerçevesinde öncelikle koruyucu ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirildiği, finansal olarak sürdürülebilen, hizmet kalitesi ve niteliğinin iyileştirildiği, hizmet alanın ve verenin mutlu olacağı bir sağlık sistemi oluşturacaklarını belirtti. 

“Sosyal güvenlik sistemini yeniden gözden geçireceğiz”

Çalışma hayatını örgütlü ve sosyal diyalogu esas alacak şekilde düzenleyeceklerini bildiren Babacan, şöyle konuştu:

“Başta emekli aylıkları arasında oluşan eşitsizlikler olmak üzere sosyal güvenlik sistemini adalet, eşitlik ve finansal sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden gözden geçireceğiz.

Sosyal Yardım ve Hizmetleri, hak temelli olarak ve yerinden hizmet modeli ile sunacağız.

Bireyi ve aileyi yoksulluk sarmalından kurtaracak, sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal sigorta ve istihdam hizmetlerinde entegrasyonu sağlayacak, birbirlerini tamamlayacak ve bu hizmetlerin eşgüdüm içinde sunulmasını sağlayacak yeni bir sosyal yardım ve hizmetler sistemi oluşturacağız.

Böylece, sosyal yardım ve hizmetlerde talep odaklı sistemden arz odaklı sisteme geçişi sağlayacak bir alt yapı kuracağız. 

Vatandaşlarımızın toplumsal kalkınma ve sosyal dokunun güçlendirilmesi yolunda gönüllü katılımlarının önemli bir katkı sağlayacağına olan inancımızla başta ev kadınları, gençler ve emekliler olmak üzere gönüllü çalışmaları teşvik edeceğiz. 

Bu çerçevede sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimlerle birlikte yoksul mahallelerden başlamak üzere internet ve çalışma odaları içeren mahalle kütüphaneleri ve etüt merkezleri kuracağız.”

“Engellilerin haklarının tanınmasını eşit yurttaşlık ilkesini bir gereği olarak görüyoruz”

Engellilerin haklarının tanınmasını eşit yurttaşlık ilkesinin bir gereği olarak gördüklerini vurgulayan Babacan, şunları kaydetti:

“Engellilerin çalışma hayatı da dahil toplumsal hayata tam katılımlarını sağlayacağız.  Engelli bireylerin yetkinlikleri ve yapabilecekleri işlere ilişkin bilgileri de içeren bir veri tabanı oluşturarak yetkinliklerine uygun eğitim almalarını sağlayacak ve istihdam edilebilirliklerini artıracağız. Şehirlerin, kamu binaları başta olmak üzere iş yerlerinin ve toplu taşıma araçlarının engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi için erişilebilirliği süratle sağlayacağız. 

Engelli bakım ve kreş evleri açarak ailelere sosyal destek sağlayacak, engellilerin ve bakıma muhtaç yaşlıların günü birlik yararlanabileceği bakım evleri açarak bu kişilerin ailelerinin günlük ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olacağız.” 

Gazi ve şehit yakınlarına minnettarlıklarının sadece ekonomik desteklerle sınırlı olmayacağını vurgulayan Babacan, sosyal ve kültürel her türlü ihtiyaçlarının karşılanması ve sorunlarının çözümünün öncelikleri arasında olacağını belirtti.

“Toplumun düzeni, huzuru, barışı, refahı ve mutluluğu için aile 

kurumunun güçlü olmasına büyük önem veriyoruz”

Toplumun düzeni, huzuru, barışı, refahı ve mutluluğu için aile kurumunun güçlü olmasına büyük önem verdiklerini belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Bu çerçevede hem aile birliğinin hem de aileyi oluşturan her bir bireyin korunması ve güçlendirilmesi sosyal politikalarımızın merkezini oluşturacaktır. 

Tüm sosyal koruma, sosyal yardım, sosyal hizmet, eğitim, sağlık, istihdam, barınma ve sosyal refah projelerini aile temelli olarak geliştirecek ve uygulayacağız.

Çocukları sokağa, suça, şiddete ve bağımlılığa sürükleyen bütün nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik önleyici tedbirleri alacak, cezaların caydırıcı olmasını sağlayacağız. Bu konuda yerel yönetimler ve gönüllü kuruluşlar ile işbirliği yapacağız.”

“Hedefimiz kadınlarımızı; güçlü, üretken ve her alanda söz sahibi 

konuma getirmektir”

Partilerinin hedefinin kadınları; güçlü, üretken ve her alanda söz sahibi konuma getirmek olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Eşitlik, özgürlük ve adalet kavramlarını esas alan, kadınlar ve erkeklerin toplumsal yaşamın her alanına eşit katılımlarını ifade eden ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ temel ilkemizdir.

Kadınlara yönelik ayrımcılık içeren ve kadınların eşit haklara sahip olmasını sınırlayan her türlü uygulama ve engel ile mücadele edeceğiz

Temsilde adalet ilkesi çerçevesinde, öncelikle parti teşkilatlanmasından başlayarak, kadınların siyasal hayatta liyakate dayalı olarak daha güçlü bir şekilde yer alması temel hedeflerimizden biridir. 

Kadına yönelik sadece fiziki değil, ekonomik, psikolojik ve sosyal her türlü şiddete karşıyız. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ve Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine yönelik yasayla belirlenmiş yaptırımların etkin şekilde uygulanmasını sağlayacağız.”

“Gençliğin dinamizmi ve gücü, hayal ettiğimiz özgür, adil ve demokratik

Türkiye’nin güvencesidir”

Gençliğin dinamizmi ve gücünün, hayal ettikleri özgür, adil ve demokratik Türkiye’nin güvencesi olduğunu vurgulayan Babacan, şöyle dedi:

“Gençlerimizin özgüveni yüksek, geleceğe güvenle bakan, algıları açık, dünyayla entegre olmuş ve üretken bireyler olmaları temel hedefimizdir.

Gençlerimizin siyasal kararlara etkin bir şekilde katılımlarını, sivil toplum çalışmalarında rol almalarını ve orta öğretimden itibaren sosyal sorumluluk projelerinde yer almalarını destekleyeceğiz.

“Gençlerin interneti ücretsiz olarak kullanımlarını sağlayacağız”

Gençlerin, interneti güven içinde ve ücretsiz olarak kullanmalarını sağlayacağız.

Sosyal medyanın gençlerin en güçlü kendini ifade etme mecrası olduğunu dikkate alarak, bu alanda ifade özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıracağız. 

Mahalle bazında içinde çalışma odaları, internet, kafe ve kütüphanenin bulunduğu gençlik merkezleri kuracak ve böylelikle gençlerin her türlü bilgiye erişebilecekleri mekanları arttıracağız.

Gençlerin kültür ve sanat aktivitelerinden 25 yaşına kadar ücretsiz yararlanmasını sağlamak için kültür kartı vereceğiz.”

“Faal sporcu ve kulüp sayısını artırmayı hedefliyoruz”

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak spor yönetimini ölçülebilir hedefler ve başarı odaklı bir yapıya kavuşturarak faal sporcu ve kulüp sayısını arttırmayı, spor kültürünü geliştirmeyi, sporu halka, eğitimcilere ve karar alıcılara önemli bir değer olarak benimsetmeyi hedeflediklerini bildiren Babacan, “Sporda uluslararası başarı sağlayan gençlere üniversitede belirli bölümlere girişte farklı bir sistem geliştirecek ve bu gençlere yurt, hibe ve kredilerde öncelik sağlayacağız. Engelliler ile dezavantajlı çocuklar arasından daha fazla sporcu çıkmasını sağlamak amacıyla, spor kulüplerinin engellilere yönelik spor şubesi açmasını teşvik edeceğiz. Eğitim kurumlarındaki spor tesislerinin engelli çocuk ve gençlere hizmet edebilmesine yönelik gerekli tedbirleri alacağız” dedi.

“Kültür ve sanat politikamız, siyasi, ekonomik, etnik ve benzeri

unsurların üzerinde olacaktır”

Türkiye’nin çok kültürlü zengin bir toplum olduğunu belirten Babacan, şunları söyledi:

“Kültür ve sanat politikamız; siyasi, ekonomik, etnik ve benzeri unsurların üzerinde, toplumdaki ayrışmaların karşısında, birleştirici bir misyonun taşıyıcısı olacaktır.

Kültür ve sanatın devlet tarafından araçsallaştırılma ve tekleştirilme girişimlerine kapalı olmasını esas alacağız.

Etnik kültürel zenginliklerin de değerlendirilebilmesi için tüm vatandaşlarımızın kendi kültürlerini korumalarının önündeki engelleri kaldıracak ve bu faaliyetleri özendireceğiz.

Bütün din, mezhep ve inanıştan vatandaşların, inançları gereği sürdürmek istedikleri kültürlerini yaşamaları için ihtiyaç duydukları imkânları temin edeceğiz.

Kültür ve sanat için bağımsız bir kurul oluşturacağız. 

Halk kütüphaneleri, merkezi yönetimle idare edilemez bir duruma gelmiştir. Bu kütüphaneleri protokollerle belediyelere devredecek ve belediyeler tarafından işletilmeleri ve geliştirilmeleri için kaynak aktaracağız.

Ülkemizde üretilen kültür-sanat ürünlerinin uluslararası pazarlarda tanıtılması ve değerlendirilmesi için, ilgili bütün sektörleri komisyonlar şeklinde bir araya getiren, kolektif ve bağımsız bir 'Türkiye Telif Ajansı’ kuracağız.”

“Başta enerji olmak üzere, sanayi, tarım, ulaştırma gibi diğer politika 

alanlarını çevre ile daha uyumlu hale getireceğiz”

Babacan, insan sağlığı ve refahı için temiz bir çevrenin şart olduğu bilinciyle, çevreye yapılan her yatırımı insan sağlığını koruma bakımından önemli gördüklerini belirtti. 

Okul öncesi eğitimden başlayarak, bireylere pratik alışkanlıkları oluşturmayı hedefleyen güçlü bir çevre eğitimi bilinci verilmesini sağlayacaklarını bildiren Babacan, şöyle devam etti:

“Başta enerji olmak üzere, sanayi, tarım, ulaştırma gibi diğer politika alanlarını çevre ile daha uyumlu hale getireceğiz.

Sanayide çevre dostu teknolojilerin kullanılmasını destekleyecek; yenilenebilir ve temiz enerji potansiyelimizi en üst seviyeye çıkaracağız. 

Çevreyi kirleten bütün kurum, kuruluş ve şahıslara, kirleten öder ilkesi doğrultusunda, en ağır ve caydırıcı yaptırımları uygulayacağız. 

Hayvan haklarının korunması konusunda hem vicdani duyguları, hem de Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi ilgili uluslararası enstrümanların benimsediği norm ve standartları, tüm düzenleme ve uygulamaları göz önünde bulunduracağız. 

“Orman, mera ve tarım alanlarının ekonomik getiri ve rant uğruna

kullanımlarına izin vermeyeceğiz”

Orman ve korunan alanları genişletecek, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, uluslararası öneme sahip sulak alanlar, yaban hayatı geliştirme sahaları ile hassas bölgeleri koruyacak; orman, mera ve tarım alanlarının ekonomik getiri ve rant uğruna kullanımlarına izin vermeyeceğiz.”

“Yaşanabilir, çağdaş kentler hedefliyoruz”

Kentlerin; yaşanabilir, refah seviyesi yüksek, temiz, huzurlu, güvenli, üretken, verimli, sürdürülebilir, tarihi ve kültürel değerleri korunan, dirençli, ekolojik, teknolojik ve çağdaş kentler olmasını hedeflediklerini vurgulayan Babacan, şöyle dedi:

“İmar planlarına aykırı yapılaşmaya ve kentleşmeye kesinlikle izin vermeyeceğiz. 

Kamu yararı ilkesinin göz ardı edilerek yapılan ve kentlerimizi büyük oranda yaşanmaz hale getiren, rant amacı güden veya yerel yönetimlere gelir sağlama amaçlı mevzi imar planı değişiklikleri ve emsal artışlarına son vereceğiz. 

İmar planı yapma konusundaki yetki dağınıklığını, mahalli idarelerin imar planı yapma, merkezi yönetimin ise denetim yapma yetkisine sahip olacağı bir anlayışı esas alarak gidereceğiz.

Sokak genişliği, ağaç envanteri, karma kullanımların varlığı gibi mahalle dokusunu bozmadan dönüşümler gerçekleştireceğiz. 

Kentlerde yayaların daha rahat ve güvenli şekilde yürümesini, bisiklet kullanabilmesini sağlayacak çözümler geliştireceğiz. 

Kentlerimizdeki tüm ulaşım sistemlerinden engelli bireylerin kolayca faydalanmasını sağlayacağız.

Afet sonrası faaliyetlere yoğunlaşan bir Kriz Yönetimi yerine, afet öncesi riskin en aza indirilmesine yönelik tedbirler ile afet sırasında yapılması gerekenleri ve afet sonrasını planlayan uygulanabilir bir Afet Yönetim Sistemi oluşturacağız. 

Bölge risk düzeyine bağlı olarak hastane, okullar ve diğer kamu binaları öncelikli olmak üzere tüm yapı stokumuzu elden geçirecek ve depreme ve diğer afetlere dayanıklı hale getireceğiz. 

İstanbul’un depreme hazırlanması konusunu öncelikli olarak ele alacağız.

Ulusal ve uluslararası afetlerde görev alacak kurtarma ekiplerini güçlendireceğiz.

Gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşma ve yardımların dağıtımı konusundaki belirsizlik ve kargaşayı önlemede adrese dayalı nüfus sisteminden istifade edeceğiz.”

“Terör örgütleriyle kararlı ve azimli olarak mücadele edeceğiz”

Terörizm ve organize suçların toplumsal dokumuzu zedelediğini, insanımızın huzurunu bozduğunu ve ekonomimizi olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Babacan, şöyle konuştu:

“Başta FETÖ, PKK ve DEAŞ olmak üzere terör örgütleri bir yandan ülkemizin güvenliğini, anayasal düzenini ve bütünlüğünü tehdit ederken, diğer yandan da daha güçlü bir geleceğin kurulmasına engel olan yapılanmalardır. 

Bu ve benzeri örgütlerle hiçbir taviz vermeden son derece kararlı ve azimli olarak mücadele edeceğiz.

Bu mücadelenin hukuk içerisinde, rasyonel bir yöntemle toplumsal dinamikleri dikkate alarak, teröristlerle mücadelenin yanı sıra terörün kaynaklarını kurutmayı da esas alan bir anlayışla, ilgili tüm kurumlar ve uluslararası taraflarla işbirliği içinde yürüteceğiz. 

Çete, mafya ve benzeri organize suç örgütleriyle kararlılıkla mücadele edecek, bu yapıların devlete sızmalarını önleyecek ve devletten güç aldığı algısını oluşturacak her türlü söylem ve faaliyetlere ağır yaptırımlar getireceğiz. 

Her geçen gün insanımız için taşıdığı risk ve tehdit boyutu artan uyuşturucu ve madde bağımlılığı, günümüz gençliği ve gelecek nesiller için öncelikli sorun alanlarından biridir. Uyuşturucu maddelerin yasa dışı üretimi, ticareti ve kullanımıyla kararlılıkla mücadele edeceğiz. 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) demokratik denetim ve gözetime tabi, itibarlı, caydırıcı ve etkin bir askeri güç olması temel hedefimizdir. 

Kara, deniz ve hava unsurları ile ordumuzu vatan savunmasında kritik görevlerini sürdürürken yeni teknolojilerle destekleyecek, istihbarat, keşif ve vuruş gücü bakımından güçlendireceğiz. 

TSK’nın stratejik kurumsal yönetimini liyakati esas alacak ve operasyonel yeteneklerini güçlendirecek bir şekilde yürütmesini sağlayacağız.

Öncelik kritik ihtisasa sahip personelde olacak şekilde personel mevcudunu nicelik ve nitelik yönünden güçlendirmeye devam edeceğiz.  

Partimiz, toplumda adalet duygusunu zedeleyen zorunlu ve bedelli askerliğin bir arada uygulanmasını sona erdirerek profesyonel orduya geçilmesini hedeflemektedir.

Savunma Sanayimizi, özel sektörün önünü açacak ve sektörde adil rekabeti sağlayacak bir planlama ve yönetim anlayışıyla daha ileri noktalara taşıyacağız. 

Büyük tedarik projelerini, kuvvet yapısı ve kuvvet planlamasını bozmayacak şekilde somut güvenlik ortam ve ihtiyacına uygun olarak, ülkenin dış politikası ile çelişmeyen bir biçimde yöneteceğiz.”

“Ulusal Göç Politikası hazırlayacağız”

Uluslararası göç konusunun giderek önem kazandığı ülkemizde göç meselesini çok boyutlu bir değerlendirme ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alacaklarını bildiren Babacan, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar geçici çözümlerle yönetilmeye çalışılan göç konusunda insan odaklı ve milli menfaatlere dayalı bir Ulusal Göç Politikası hazırlayacağız. 

Göçle ilgili sorunların insani boyutunu hassasiyetle değerlendirecek, kısa vadeli yaklaşımlardan uzak, insan onuruna yaraşır politikalar yürüteceğiz. 

Ülkemiz dışında yaşanan ve uluslararası düzensiz göçe sebep olabilecek olayları hassasiyetle takip edeceğiz.

Stratejik bir yaklaşımla koruyucu ve önleyici tedbirler alacak, ülkelerine dönmek isteyen sığınmacı ve göçmenler için güvenli ve gönüllü dönüş koşulları oluşturacağız. 

Yeni göç dalgaları ve terör potansiyeli oluşturma riskini önlemek amacıyla, sınır güvenliğini arttıracak ve izinsiz girişlerin önüne geçeceğiz. 

Kaçak girişler konusunda ilgili mevzuata ve uluslararası yükümlülüklerimize uygun bir şekilde geri gönderme politikalarının aktif uygulanmasını sağlayacağız. 

Uluslararası toplum ile işbirliği halinde Suriyeli sığınmacıların can ve mal güvenceleri sağlandıktan sonra, ülkelerine dönebilmeleri konusunda stratejiler belirleyecek, destekleyici çalışmalar yapacak ve çözümler üreteceğiz.” 

“Dış politikada ulusal güvenlik birinci öncelik”

Dış politikada iki temel öncelikleri bulunacağını bildiren Babacan, şöyle konuştu:

“Birincisi, Türkiye’nin ulusal güvenliğini sağlamak, bu çerçevede toprak bütünlüğümüzü ve ulusal egemenliğimizi korumaktır. 

İkincisi ise ekonomik refahımıza ve büyümemize yardımcı olmaktır. 

Diplomasinin daha güçlü yürütülmesi için ülke içi kutuplaşmanın azaltılması ekonomimizin ve sosyal dokumuzun güçlenmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Türkiye’nin ortak değerler ile şekillenen ittifaklarını koruyacağız. Ortak menfaatler üzerinden şekillenen yeni işbirliklerine de açık olacağız. 

Birleşmiş Milletler Şartı, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi gibi temel belgelere, TBMM tarafından onaylanmış olan uluslararası sözleşmelere ve oluşturulmasına katkıda bulunmuş olduğumuz normlara titizlikle bağlı kalacağız. 

Türkiye’yi tüm müttefikleriyle, komşularıyla ve çevresindeki ülkelerle içişlerine karışmama ilkesi temelinde yapıcı ve dengeli diyaloglar kurabilir duruma getireceğiz. 

Diplomasimizi sadece ikili ilişkilerimizde değil, bölgesel ve uluslararası ihtilaflar ve haksızlıklar bakımından da adalet ve hukuk temelinde uzlaştırıcı, sorun çözücü kimliğine tekrar kavuşturacağız. 

Krizlerden beslenmeyeceğiz.

Diplomasi yoluyla sorunları çözerek, krizleri önleyerek güçleneceğiz. 

Sorunların değil, çözümlerin parçası olacağız. 

Mevcut kırılgan küresel ortamda Türk dış politikasının sağlıklı ve tutarlı bir seyir izlemesi için gerçekçi, ihtiyatlı, dikkatli ve sabırlı davranacağız. 

Ancak diplomasimize gerektiğinde yaratıcı ve cesur adımlar atabilecek esnekliği de kazandıracağız. 

Kısa vadeli, iç politikaya yönelik, dar parti veya kişi propagandası amaçlı polemikçi söylem ve tarzın ulusal çıkarlarımıza zarar verdiğini dikkate alarak ağırbaşlı ve sorumlu üslup ve yaklaşımlar benimseyeceğiz. 

Dış politikamızı parlamento, basın, düşünce kuruluşları ve ekonomik-sosyal aktörler dahil, sivil toplum ile işbirliği halinde, geniş ve şeffaf bir istişareye dayandıracağız. 

Türkiye’nin Cumhuriyet dönemi diplomasisine yön vermiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün iç barış ile dünya barışını bağdaştıran şiarının bugünün koşullarında da geçerliliğini muhafaza etmekte olduğuna inanıyoruz. 

Yukarıdaki ilkeler doğrultusunda, bölgesel ve küresel meselelerde sorumluluk alan yapıcı ve birleştirici bir milli dış politika uygulayacağız.”

Kendisi ve arkadaşlarının geçmişte de Türkiye’nin en zor dönemlerinde bu ülke için ellerini taşın altına koyduklarına dikkati çeken Babacan, “Doğru konulmuş bir vizyon ve kararlı adımlar ile kısa sürede ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi hep birlikte gördük. O kararlılık sürdürülseydi, o vizyondan şaşılmasaydı, demokrasiden, adaletten, ilke ve prensiplerden dönülmeseydi bugün hala başarı hikayesi yazıyor olacaktık. Ancak, ne yazık ki çıkılan yol ile bugün gidilen yol birbirinden çok çok farklı. Türkiye’yi hep birlikte özgür, müreffeh, saygın, güçlü bir konuma getireceğiz. 

Güçlü toplum, güçlü kurumlar ve güçlü bir Türkiye hedefini birlikte başaracağız” dedi. 

e-Haber Ajansı (e-ha)