Kilo Probleminizin Nedeni Alerjileriniz ya da Nem Olabilir

Total Views : 155
Zoom In Zoom Out Sonra Oku Print

Pandemi kapsamında alınan önlemlerin ardından ofislerin evlere taşınması, kilo problemini de beraberinde getirdi.

Pandemi kapsamında alınan önlemlerin ardından ofislerin evlere taşınması, kilo problemini de beraberinde getirdi. Vücudun bütünsel enerji dengesini sağlayarak, kişinin hangi besinlere duyarlılığı olduğunu tespit eden ve kişiye özel bir tedavi süreci sunan ACMOS Method da hem kilo problemlerinin hem de karbonhidrat bağımlığının çözümü noktasında ön plana çıkmaya başladı. Tedavi sürecinde doktorlarla birlikte çalıştıklarını anlatan Türkiye’deki sayılı ACMOS terapistleri arasında yer alan Burcu Budak Albayrak, “ACMOS’ta kişinin tek tek, sebze, meyve, bakliyatlar, glüten uyumu sorgulanıyor. Hatta lateks ten, histaminlere, nem problemine kadar sorgulanıyor. Nem yani rutubet duyarlılığınız var ise yaşadığınız ev bile ödem probleminizin kaynağı olabilir. ACMOS ile intoleransları belirleyip, vücutta bozulan enerji akımını düzenlemeyi hedefliyoruz. Kişiye özgü, tüm hayatı boyunca uygulayabileceği, sürdürülebilir, sağlıklı bir yaşam sürecini başlatabilmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin ardından herkesin evlerine kapanması hareketsiz bir yaşam biçimini de beraberinde getirdi. Bu duruma pandemi kaynaklı kaygıların da eklenmesiyle kilo problemi yaşayan kişi sayısında artış yaşandı. Kilo problemi yaşayanlar ise sürdürülebilir bir sağlıklı yaşam için destekleyici tedavi yöntemlerine yönelmeye başladı. ACMOS Method da bunlardan bir tanesi. Kilo problemi ya da karbonhidrat bağımlığı yaşananların çoğu, sorunlarının çözümü için; vücudun bütünsel enerji dengesini sağlayarak, besin duyarlılığını tespit eden ve kişiye özel bir tedavi süreci sunan ACMOS Method’u tercih etmeye başladı.

“Vücudun her seviyesi, frekans olarak derinlemesine inceleniyor”

Söz konusu tedavi yöntemi hakkında bilgiler veren Homeopati Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve The Centre for Homeopathic Education (CHE) Türkiye eğitmenliğinin yanı sıra ACMOS terapisti de olan Burcu Budak Albayrak, kilo problemi ve karbonhidrat bağımlığı gibi konuların çözümü noktasında doktorlarla birlikte çalıştıklarını vurguladı. Danışanlarının ilk aşamada söz konusu sorunun temelinde herhangi bir patolojik nedenin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için tüm doktor kontrollerini yaptırdıklarını anlatan Albayrak, “Kişinin tahlilleri tam ise orada biz devreye giriyoruz. Vücudun her seviyesi; özel olarak tasarlanmış aletlerle, frekans olarak derinlemesine inceleniyor. Herhangi bir organda, fonksiyonda, bölgede uyumsuzluk belirlenirse ona göre bir protokol uyguluyoruz. Vücudun; toksinlerden, kişinin kullandığı bazı şeylerin yarattığı yan etkilerden arındırılmasına yardımcı oluyoruz. Yağ esansları, mineraller, bitkiler, elementler, homeopatik remedylerin frekansları ve renk filtreleri gibi ürünlerle kişinin global dengesine destek sağlıyoruz. Organizma dengesini bozan elektrik, elektromanyetik, radyoaktif içeren birtakım durumları sentezleyebiliyor, enerji hattındaki blokajları elimine ediyoruz. Bir yetersizlik yüzünden ise akupunktur noktalarını enerjetik olarak uyararak stimule ediyoruz” diye konuştu.

Terapi üç ana süreçten oluşuyor!

“ACMOS ile amacımız; vücuttaki bozulan enerji akımını dengelemek” açıklamasını yapan Albayrak, “İnsanları enerji parçaları olarak görürsek, onların devamlı vibrasyon dalgaları verip, aldığını anlayabiliriz. Bu dalgalar termik ve elektromanyetik alanlar yaratır ki bu fizik kanununda var” dedi. Terapi sürecinin genel olarak “Önlemek-Farkındalık”, “Kişiselleştirmek-Harmanizasyon” ve “Potansiyelin Çıkarılması- Stimulasyon” olmak üzere üç aşamadan oluştuğunu söyleyen Albayrak, “Önlemek- Farkındalık” aşamasında; duygusal ve fiziksel düzlemde enerjetik kaynakların kuvvetlendirilmesinin  (genetik yatkınlıklar, kaygılar vb. gibi) hedeflendiğini aktardı. “Kişiselleştirmek – Harmonizasyon” noktasında belirlenen blokajların, kişiye özel enerji kaynakları ile uyumunun, dışsal olarak semptomatik seviyede harmonizsayonla vücudun dengelenmesinin amaçlandığını belirten Albayrak, “Potansiyelin Çıkarılması-Stimulasyon” aşamasında ise besinlerin vibrasyonel kalitesinin ölçümlendiğini, intoleranslar, alerjenler, çevre kaynaklı müdahalelere karşı global bir denge kurulmasının hedeflendiğini belirtti.

Her salata, herkesi zayıflatmıyor!

“Herkes salata ile zayıflayacağını düşünür. Eğer kişinin yeşil sebzelere intoleransı varsa, bağırsak ve mide şişkinlikleri yüzünden değil zayıflamak, hazımsızlıktan tutun da çok sayıda farklı şikayetleri doğabilir” ifadelerini kullanan Albayrak, “ACMOS’ta da tek tek, sebze, meyve, bakliyatlar, glüten uyumu hatta lateks ten, histaminlere, nem problemi dahi sorgulanıyor. Nem yani rutubet duyarlılığınız var ise yaşadığınız ev bile ödem probleminizin kaynağı olabilir. Vücutlarda besin çeşitlendirme gerekliliğine yönelik uyarılar da çıkabiliyor. Şeker yerine elma konsantresi gibi doğal tatlandırıcılar önerilebiliyor. Tuz fazlalığına dayalı ya da genel yargıların tersine lifli, zeytinyağlı besinlerin eksikliği uyarıları da olabiliyor. Yine bu süreçte işlenmiş gıdalara yönelik duyarlılık da ortaya çıkabiliyor. Bazen de normalde yoğurt intoleransı olmayan kişilerin işlenmiş ya da pastörizasyondan doğan islemelere karşı intoleransı olduğu için sorun yaşayabiliyor” dedi.

“Diyetisyen, fizyoterapist ve yoga öğretmenleri ile birlikte çalışıyoruz”

Uzun soluklu diyetlerin yarattığı yoksunluk durumunun, başarısızlık, yetersizlik ve çaresizlik duygularının kilo probleminin çözümü noktasında insanları çok etkilediğini söyleyen Albayrak, şu açıklamaları yaptı: “Bu konu; yapa-bilme potansiyeli ile ilgili aslında. Bir süreye özel değil. Bu durumun önündeki takılabilecekleri, fiziksel veya duygusal taşları birlikte tespit edip, birlikte topluyoruz. Şimdiye kadar odaklandıklarının tersine; onlara duygusal ruhsal ve fiziksel olarak dengeli olabilecekleri bir bakış açısı sunmaya çalışıyoruz. Kişiye özgü, tüm hayatı boyunca uygulayabileceği, sürdürülebilir, sağlıklı bir yaşam süreci başlatabilmeyi amaçlıyoruz. Duygusal beslenme ya da bağımlılıkların altında yatan duygunun yerine de başkalarının doğrularını değil, yine kişinin kendine özgü, güçlü duygusunu yerleştiriyoruz. Dış etkenlere ihtiyaç duymayı bırakmasını sağlamaya yardımcı oluyoruz. Bazen bu süreci danışanın yavaşlayıp hazmetmesi gerekiyor. Bazen de kişinin bulunduğu durumdan sıyrılıp, hemen hareket etmesi gerekiyor, belki ‘Hayır’ diyebilmesi, belki de sınır koyabilmesi gerekiyor.” Albayrak, terapi sürecinde birlikte çalıştıkları diyetisyen, fizyoterapist, personal trainer ve yoga öğretmenlerinin de bulunduğunu sözlerine ekledi.

e-Haber Ajansı (e-ha)