İçgüdüsel Devlet dini

Mevlüt Yiğit

17-10-2014 07:00


Bu sabah kalktığımda içgüdüsel olarak gittim kışlık kapişonlu eşofmanımı giydim. Kış geldiğinin havalar soğuduğunun işaretiydi bu galiba...

Buna 'İçgüdü' mü demek lazım? Yoksa sevk-i tabii mi diye kafamın içinde gel-git yaparken aklıma Risale-i Nur okumanın ne derece bunu etkilediği geldi. Risale-i Nurları bol bol okuyan kişi tabiatperestlikten kurtulur. Tevhid'i bir hayat ve düşünce biçimi haline getirir diye aklımdan geçti.

Sonra bir de baktım ki Risale-i Nur okuyan, okuması gereken ben veya biz yeterince okumuyoruz.

Biz okumuyor veya az okuyor olduğumuzdan mıdır bilinmez birileri ona ilişmeye kalktı. İliştiler de. Allah (CC) velev ki mehil kabilinden de olsa ilişenlerin ilişmesine müsaade etti. Artık Risale-i Nurlar mevcut yayıncıları tarafından basılıp yayınlanamayacaktı. Sadece Bakanlar Kurulu izni ile müsaade edilen yayınevi tarafından müsaade edilen kadar basılabilecekti. İlişmenin boyutları inşaallah burada kalır.

Bir yandan o eserlere sınırlama getirenler niyetinin karşılığını görecekti. Bunda şüphe yok. Ama o maksadına muvaffak olamayacaktı. Eğer niyeti daha az kişi Risale-i Nur okusun diye çabalıyorsa bu çaba nafileydi. 

Çünkü; hemen  her evde bu eserler var. Evde bulamayan kitapçılarda bulabiliyor. Orada da bulamayan sahaflarda mutlaka bulabiliyor. Yeter ki okuyucu okumak istesin. Daha olmadı dijital versiyonları çıktı. CD ve taşınır disklerde veya internet ortamında istediğiniz kadar kaynak mevcut olduğundan kaynağa ulaşmada bir sorun yaşanmıyordu. Okuyabiliyor hatta dinleyebiliyor isteyen herkes bir şekilde ulaşabilir. Sorunlardan bir tanesi okuyucu açısından kaynağa ulaşıp ulaşamama değil ulaştığı kaynağı ne kadar okuduğu veya dinlediğiydi.

Yayınevlerine yasak getirenlerin bir amacı da yayınevlerini ekonomik olarak zayıflatıp kendi siyasi mecrasına mecbur etmekti. Bu ters tepen bir davranış oldu tabii ki.

Onlara ve onların dümen suyuna girmişlere sorarsan bunda ne vardı ki! Ne güzel Risale-i Nurlar öyle inkişaf etti ki artık devlet eliyle basılır hale geldi. Başka bir bakış açısından bakarsan doğru gibi gözüken bu gerçek bünyesinde başka bir hakikati de barındırıyor. Bu da Dinin devlet dini olması gibi bir şey.

Hristiyanlık için savunulan bir görüş vardır. Hiristiyanlık daha miladi 200 gelmeden Bizansın Resmi dini haline gelmiştir. "Roma İmparatorluğu ve kilise birleşir. Theodosius zamanında M.S 195 yılında resmi din haline getirilir. Yine bu dönemde yapılan konsillerle akaidde birlik sağlanmaya çalışılır."*

Tabii ki din devlet birleşmiş ve dini kurallar devlet eliye ve devlet zoruyla uygulanır hale gelmiştir. Bu durum daha sonra Hristiyan dünyasında uzun sürmemiş ve Laikli dediğimiz din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına kadar gitmiştir.

Risale-i Nurların basımını devletleştiren siyasilerin bir görüşü de dindar nesiller yetiştirmek. Dindar nesli devlet eliyle oluşturalım kaygısı taşıyorlar. 

İnsanlar dini hayatı sivil ve gönülden yaşıyorlarsa samimi dindar olurlar. Yoksa devlet soruyla dindar yapılmak istenen insanlar ya samimi olamaz ya da devletin istediği şekilde görüneceğim diye münafıkane bir hayat yaşar. 

İnsanlar iman etmeyecekse yine iman etmez. Kafir olarak yaşayacağına münafık olarak yaşamaya kalkarlar.

Münafıkların cehennemdeki derekeleri içinse en aşağıdakilerin en aşağısında anlamında 'Esfel' denmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri; "Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalâletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun, imanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa, o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılâp eder." diyor.

Biz en iyisi okumamız gerektiği gibi okuyamadığımız Risale-i Nur elimizden alınmadan ve devlet eliyle dindar yapılmaya çalışılmadan samimi ve içten gelerek dindar olalım. Hesabımızı sadece Allah'a verelim. İnsanlar arasında ise dünyalık muamelelerimizde dürüst olalım. Çalmayalım, çaldırmayalım yeter.

İçgüdüsel olarak dini hayatı yaşayalım. Devlet dinini yaşamaya zorlanmayalım.

Vesselam


*antoloji.com

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN