Nevruz ve Çözüm Süreci!..

Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN

23-03-2014 06:00


Huzurun sağlanması konusunda yardımcı olmak maksadı ile yazarlarımızın, aydınlarımızın, siyasetçilerimizin ve düşünürlerimizin konu ile ilgili önerileri, yerel ve ulusal gazeteleri meşgul etmesi gerekirdi. Çözüm sürecinde muhakkak doğrular ve yanlışlar vardır. Yanışlar, belirtilmeli ve alternatifler somut bir şekilde sunulmalıdır. Çözüm sürecinde halkımızın hassasiyetlerinin neler olduğunu ve neler yapılması konusunda düşüncelerimi arz etmeye çalışacağım.

Bırakmalıyız Türkler şunu dedi, Kürtler bunu dedi gibi mazeretleri. Uzlaşmayı sağlamak için önerilimizi cesaretle söyleyeceğiz. 

Çözüm: Nevruz bayramı milli bayramlar gibi bütün yurtta kutlansın.

Çünkü Nevruzun tarihi geçmişine baktığımız da belli bir kavmin, bir zümrenin, bir toplumun ya da bir bölgenin bayramı olmadığını, aksine herkesin bayramı olduğunu görebiliriz. Bu konudaki önerimi 25.03.2013 tarihinde Kastamonu Postasında da yazmıştım. 

Nevruzun Tarihi Kaynakları

En eski Türk bayramı olan Nevruz, Türkler aracılığıyla Avrasya`ya yayılmıştır. Eski Doğu geleneklerinin devamı olarak yaşamıştır. Çin kaynaklarına dayanarak Hunların milattan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart`ta hazır yemeklerle kıra çıktıklarını, bahar şenlikleri yaptıklarını, bugün Nevruz kutlamalarındaki geleneklerin o zamanda da yer aldığını biliyoruz. Aynı gelenekler, Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüş ve bugüne kadar uzanmıştır.

Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır. Nevruz`u İran geleneğine bağlayan Firdevs’inin Şehnamesi ve diğer kaynaklar yanıltıcıdır. Çünkü Nevruz hakkındaki bilgiler orada XI. yüzyıldan itibaren görülür.

Milâttan önceki yıllarda Nevruz hakkında İran metinlerinde herhangi bir iz ve kayıt yoktur. Ancak Hunlarda bu kayıtlar mevcuttur.

Nizamü`l-Mülk de XI. yüzyıl yazarı olarak Siyasetnâme adlı eserinde bu bayramdan söz eder. Bu bayramın aynı zamanda yılbaşı olduğunu belirterek Nevruz geleneklerini anlatır. Aynı zamanın yazarlarından Kaşgarlı Mahmut da Divân-ı Lügat-it-Türk`te Türklerde yıl başlangıcının Nevruz olduğunu ifade eder. Ayrıca, 12 Hayvanlı Türk Takvimi`nin başlangıcının da 21 Mart olduğu bilinmektedir.

Selçuklularda Nevruz bayramı eğlencelerinin kutlandığı, şenlikler yapıldığı, özel yemekler pişirildiği, özel hediyeler alınıp verildiği de bilinmektedir. Selçuklularda yılbaşı, güneşin koç burcuna girdiği gün olan Nevruz günü olarak kabul edilmiştir.

Osmanlı devrinde de Nevruz, çok canlı biçimde kutlanmaktaydı. Osmanlı ailesinin çıkarmış olan Kayı Boyu`na mensup Karakeçililerin, Karakeçili aşireti mensuplarının 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi`nin türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıklarını biliyoruz. Bu bayramın bir diğer adı da "Yörük Bayramı"dır. Osmanlı Devrinde 21 Mart günü özellikle padişahın yani sultanın nevruz tebriklerini kabul ettiği, halkın Nevruz`unu kutladığı, Nevruz şenliklerinde bulunduğu gün olmak hasebiyle, 21 Mart tarihinin Nevruz-ı Sultanî, yani sultana mahsus, sultan tarafından veya sultanın katılmasıyla kutlanan Nevruz günü olmak bakımından böyle bir isim aldığı söylenilebilir.

Osmanlı devrinde kutlanan Nevruz kutlamaları Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî olarak devam etmiştir.  Atatürk 22 Mart 1922 tarihinde Ankara`nın Keçiören semtinde Nevruz şenlikleri düzenletmiş ve kendisi de bu şenliklerde hazır bulunmuştur.

Netice itibariyle görülmektedir ki, kaynağı neresi olursa olsun M.Ö. 3. Yüzyıldan, Mete Han zamanından beri Türklerde var olan bir bayram, bir bahar bayramı geleneğidir. Özellikle 1200 yıldır öbür Türk gruplarının hemen hiç birisi ile ilgisi kalmamış olan Saha yani Yakut Türklerinde Nevruz geleneklerinin izlerinin kuvvetli bir şekilde bugün de var oluşu dikkate değer.

Göktürklerde Yeşil –  Sarı - Kırmızı Renkler

1935'de, Altay`larda; VII-XI. asırlarda yaşamış Türk beylerinin mezarlarında yapılan kazılarda; yeşil, sarı, kırmızı ipekli elbise giydirilmiş cesetlerin bulunması, bu üç rengin Türklerde milli olduğu kadar dini değere de haiz bulunduğunu göstermektedir.

Selçuklularda Yeşil-Sarı-Kırmızı Renkler: Büyük Selçuklu İmparatorluğu`nun bayrağı de yeşil-sarı-kırmızı idi. 1110-1189 yıllarında yaşayan İranlı büyük alim Abdül Celil el Kazvini (Hicri 556-560) (Miladi 1161-1165) yıllarında yazdığı Kitab`un Nakz adlı eserinin konu ile ilgili 608. sayfasında söyle diyor: "Selçukluların melikleri ve sultanları eğer yüzbin asker toplarlarsa, siyah Sancak askerlerde bulunmazdı; yeşil, sarı ve kırmızı Sancak bulundururlardı.

Osmanlılarda Yeşil-Sarı-Kırmızı Renkler: Osmanlı İmparatorluğu ordularında da Sancaklar, Bayraklar ve Tuğlar Yeşil-Sarı-Kırmızı renkleri taşımışlardır...

Atatürk’ün Huzurunda Yapılan Bir Nevruz Töreni 21 Mart 1922

Aslında, Ergenekon Destanı, çok daha gerilere dayanmaktadır. Hunlar devrindeki bazı Çin kaynakları Ergenekon Destanı`ndan haberler vermektedir. Bu bilgilere dayanarak Demirci Kava`nın yaşadığı devri Hun`lar çağı olarak düşünebiliriz. Hun Türklerinin bir kahramanı olarak Kava, Türk boyları ve kavimlerinin muhayyilesinde hep canlı olarak yaşamış ve unutulmamıştır. Bu düşünceyi kuvvetlendiren bir diğer kaynak ise Hunlara ait Oğuz Kağan Destanı`nda, "Tömürdü Kağul" adı ile karşımıza çıkan kahramanda şekillenir.  

Destana göre; Oğuz Kağan, Çürçet Kağan üzerine yürürken, yolda bir ev görmüştü. Bu evin duvarları altından, pencereleri gümüşten, çatısı ise demirdendi. Bu demir çatıyı ancak, Oğuz ordusundaki Tömürdü Kağul adlı bir "demirci" açmıştı. "Tömür", "demir", "tömürdü" demirci demektir. Tömürdü Kağul da, Demirci Kağul anlamındadır.

Günümüze kadar gelebilmiş destan parçalarından hareketle Nevruz hakkında ortaya atılan iki görüşe rahatça cevap verebiliyoruz. Bu görüşlerden birincisi; Türklerde bahar bayramı (Nevruz), bilinebilen en eski zamandan beri Türklerin bayramıdır ve onlar vasıtasıyla bütün Asya`ya ve Avrupa`ya (Avrasya) yayılmıştır.

Nevruzun tarihi kaynaklarına baktığımız da Nevruz’u ülkemizin doğusunda, batısında, kuzeyinde ve güneyinde büyük bir coşku ile kutlanmalıdır. Dini bayramlar gibi Nevruz’da birliğimizi sağlayacak en önemli unsurlardan biridir. 

Hepimizin Nevruz Bayramını kutlar, mutluluğumuza, birliğimize, dirliğimize vesile olmasını temenni ederim… Saygılarımla… 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN