Seçimler ve Çin`de Fare İstilası

Mevlüt Yiğit

17-03-2014 06:00


Seçimler: 'İyiler' ile 'Daha İyiler'in arasından 'En İyiler'inin seçilerek göreve getirlmesi sanatıdır.

Yani Nisan 1 denildiği zaman hepimiz bütün illerde mazbatasını almış yeni belediye başkanlarını kutluyor olacağız. Seçim 30 Mart, çoğu 31 martta belli olacak ama ihtiyaten Nisan 1 diyelim.

İşte o tarihte biz belki de Eskişehir'de Büyükerşen hocanın iyi ve daha iyi adaylar arasında en iyi aday; farklı illerde farklı partilerden ve farklı oranlarda oy almış adayların en iyi aday olduğunu anlayacağız.

Peki seçilemediği halde; "daha iyi aday vardı ama seçilemedi" denilen adaylar kötü mü? Değil. Ama insanlar artık onu seçmişlerse o coğrafyada daha iyi adaylara göre en iyi aday o imiş denilecek. Seçim bittikten sonra şartları zorlamaya gerek yok. Demokrasi bir hazım sanatıdır. Sandıktan çıkacak sonuç hepimizin hazmedeceği sonuçlar demektir.


Çin'de Fare İstilası


Dünyanın en eski medeniyetlerinden Çin'de eski bir devirde fareler o kadar çoğalmış ki; baş edilemez olmuş.

Ne kediler üstesinden gelebiliyor ne de insanlar. Herkes çeşitli av alet edayatlarıyla farelerin istilasının bir türlü önüne geçemiyorlarmış. Fareler de üremeye çoğalmaya ve her yeri istilaya devam ediyormuş. Çaresizlikten  kim ne fikir atacak olsa hemen sarılıyorlarmış. Ama bir türlü çare bulamamışlar.

Filozofun bir çıkıp, 'ben bu istilanın önüne geçerim' deyince, Nasıl geçeceksin? dediklerinde ise, bekleyin görün demiş.

Başlamış planı uygulamaya: Önce her tarafı kapalı bir odaya 40 tane fare koymuş. Bunlara yiyecek namına hiç bir şey vermemiş. İlerleyen zaman içinde farenin biri açlıktan ölmüş. Diğer fareler yiyecek bulamadıkları için bu fareyi yemişler. yiyenler ölmemiş ama yiyemeyenlerden yeni ölenler olmuş. Her öleni yemişler, yemişler, yemişler...

Bir müddet sonra sayıları azalmış fakat açlıktan ölen de yok ama bunlar acıkmışlar ve kapatıldıktan o zamana kadar hep fare yiyen bu güçlü fareler gözlerine kestirdikleri fareleri boğup öldürüp yemeye başlamışlar.

On fare kalmış. dokuz tanesi bir olup diğerini öldürüp yemiş, kalan dokuz farenin sekizi birleşip diğerini yemiş. Üç Fare kalınca ikisi bir olup üçüncüyü yemişler. En son iki fare kalınca en güçlü olan diğerini öldürmüş.

Filozof hemen o anda devreye girmiş. Kapıyı açıvermiş. Günlerdir fare öldüren fare boğup fare yemekle meşgul olan "Canavar Fare" "Fare Canavarı" olarak piyasaya çıkıvermiş. Diğer bütün fareler onu kendilerinden bildikleri için hiç kaçmıyor onu görünce uzaklaşmıyorlarmış. Ama fare canavarı her gördüğü fareyi boğmaya başlamış. Bu sitemi uygulayarak o devirde fare istilasının önüne geçmişler.

Bir türün yok edicisi, canavarı kendi içinden çıkmadıkça o türün sonu gelemez. Meydanlardaki kendi türüne saldıranların o türün içinden çıktıklarını, ama ne hale geldiklerini ibretle ve hayretle seyrediyoruz. 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN