YARGI, KUL HAKKI VE YOLSUZLUK

Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN

08-01-2014 07:00


Yargının, bağımsız olması gerektiğini her zaman savunuruz. Geçmişte, siyasiler veya darbeyi yönetenler tarafından, müdahale edildiğini de biliyoruz. Hatta bir ara o kadar müdahale edildi ki “Hâkim ve savcı adaylarını MHP’den mi alacağım?” diyebilecek kadar müdahalenin derecesi ortaya konulmuştu… 

Şimdi sorumuzu soralım. Yargı ne zaman bağımsız olacak. Bana göre hiçbir zaman… Çünkü ülkemizde darbe tehlikesi ortadan kalkmadığı sürece, yargının bağımsız olması mümkün değildir. 

Geçmişte darbe yapanlara bir bakalım. 1960 ihtilali yapılmadan önce, yargı bağımsız değildir dediler. Bağıra bağıra “yargı bağımsız değildir” diyen kişi veya kurum, yargıyı kuşatmış. İhtilalden sonra yargı, istenilen doğrultuda karar vermiş ve üç idam ile 1960 ihtilalini sonuçlandırmış…

 Şimdi ters taraftan bakalım. Eğer iktidar yargıyı kuşatmış olsaydı, söz konusu idamlar olmazdı… Anlaşılan yargıyı kuşatanlar, devlete, paralel devlet düşünenler tarafından yapılmıştır. 1960 ihtilali, dış kaynaklı…

1971 muhtırasında da yargı istismar edildi. Çünkü 1960 ihtilalini yapan ile 1971 muhtırasını veren zihniyet aynıdır… 

1980 darbesinde yine aynı oyunlar oynandı. Yargı kuşatıldı tezini ileri sürmüşler. Darbeci zihniyet, Süleyman Demirel’in yargıya müdahale etti diye diye, yargıyı etki altına almış. Darbe sonucunda yargı, darbecilerin istediği istikamette karar vermiştir. 1980 darbesi de dış kaynaklı…

28 Şubat döneminde Refah Yol hükümetinin Adalet Bakanı Şevket Kazan için, yargıyı baştan sona değiştirdiğini söyleye söyleye, darbeciler, yargıya müdahale etmişler. Müdahale ettiklerini şundan anlıyoruz. Yargı,  darbeyi düşünenlere brifing verdi… Bağımsız yargı, kimseye brifing vermez… 28 Şubat Post Modern darbesi de dış kaynaklı…

1960 ihtilalinde, 1971 muhtırasında, 1980 darbesinde, 28 Şubat döneminde yargının, darbeyi yapanlar tarafından her zaman kuşatıldığını görüyoruz. Yani darbeye maruz kalan iktidarlar, yargıya müdahale yapmış olsaydı, iktidar partilerin aleyhine olumsuz bir sonuç alınmazdı…

Darbe, hangi kurum ve kuruluş tarafından yapılırsa yapılsın suçtur. Demokratik teamüllere uygun değildir. Darbe,  bir nevi yolsuzluktur. Eskiden darbeyi askerlerden bazıları yapardı…  Darbeyi düşünenler, darbeyi gerçekleştirmeden önce yargının bağımsız olmadığını savunurdu. Şimdi de darbeyi gerçekleştirmek isteyen sivillerin veya ülkenin bugünkü durumuna neden olanlar da aynı tezi savundu. 

Sivil darbeden bahsettim. Aslında geçmişten bugüne kadar her zaman darbeyi siviller yapmıştır ama askeri ön plâna sürmüştür. Darbeyi sadece askerler yapmıştır gibi lanse edilerek askerler tutuklandı… Darbeci askerlerin yanında darbeci sivillerden de hesap sorulsaydı yanı darbeci paşaların yanında darbeci siviller de içerde olsaydı, bugün içinde yaşadığımız olumsuz sonuçlar ile belki de karşılaşmayacaktık…

HSYK’nın bağımsız olmadığını savunanlar, HSYK’ya her zaman hâkim olmuştur. Tam tersini düşünelim. İktidar, HSYK’ya hâkim olsaydı, iktidarın lehinde açıklamalar olurdu. Bunun öyle olmadığını görüyoruz. 

Yargı, suç oranını düşürmek için caydırıcı önlemler alır. Suç işleyeni bekleyip en sonunda müdahale etmez. Bir öğretmen, kopyaya teşebbüs eden öğrenciyi seviyorsa, başta müdahale ederek büyük bir belayı yok eder. Eğer öğretmen, öğrencisine kızıyor veya sevmiyor ise öğrencinin kopya çekmesini bekler ve öğrenciyi kopya delilleriyle yakalar. Öğrenciyi, disipline sevk eder ve okuldan uzaklaşmasını sağlar… Öğrenci, okuldan atılır, okuması engellenir, anne ve baba maddi ve manevi sıkıntı duyar. Kamuoyunda belki de istenmeyen, kopyacı veya hırsız bir aile durumuna düşer. Şimdi suç kimde? Aileyi bu duruma getiren ve zamanında küçük bir olayı, büyük bir olay durumuna sokan öğretmende değil midir? Burada öğretmenin görevi, öğrencinin kopya çekmesini önlemek ve öğrenciyi topluma kazandırmaktır. Zannedersem yargının da görevi, öğretmenin görevi ile eş değerdir. 

Yolsuzluğun büyüğü ve küçüğü olmaz. Hangi tür yolsuzluk olursa olsun, neticede devletin (milletin) maddi ve manevi zararı vardır. Yolsuzluğun her çeşidi kul hakkıdır. Kul hakkına girmek sadece banka soymakla olmaz. Bankalarda oluşan yolsuzluk ile mücadele edelim ama öteki yolsuzluklar önemli değildir demek de başka türlü bir yolsuzluktur. Şimdi yolsuzluğun çeşitlerinden birkaç tanesini sıralayalım…

1. Olaya, zamanında müdahale etmeyerek yapılan yolsuzluk,

2. İhmalkârlıktan kaynaklanan yolsuzluk,

3. Bankayı soyarak yapılan yolsuzluk,

4. Başkasının arazisini gasp ederek yapılan yolsuzluk,

5. Bir eğitimcinin 30 ders saatini üç güne sıkıştırarak bazı öğrencilerin mağdur olmasına neden olan yolsuzluk,

6. Okul müdürü olmak için, arkadaşına iftira ederek meydana getirdiği yolsuzluk,

7. Muhtemel tatil günlerine ders koyarak arkadaşının ücret almasını engelleyen yolsuzluk,

8. Atatürk’ü istismar ederek yapılan yolsuzluk,

9. Milliyetçilik ve din kavramlarını istismar ederek yapılan yolsuzluk,

10. Ben adaletten ayrılmam, her zaman adaleti uygularım diye diye yapılan yolsuzluk,

11. 1980 12 Eylül darbesinde, müdahale için olayların olgunlaşmasını bekledik diyerek yapılan yolsuzluk,

12. Resmi kurumların kendi görevlerini yapmayarak oluşan yolsuzluk,

13. Resmi bir kurum, başka resmi bir kurumun işine karışarak yapılan yolsuzluk,

14. Zamanı gelmeden başbakanı hasta haneye yatırarak iş yapamaz raporu alarak yapılan yolsuzluk,

15. Avrupa’nın, Abdülhamit’e “kızıl sultan” modasına uyan İttihat ve Terakki cemiyetinin Yahudi Emanuel Karasu ile birlikte darbe yaparak oluşan yolsuzluk,

16. Gezicilerin, hükümete havaalanı, üçüncü köprü ve tünel inşaatlarının durdurulmak istenmesiyle yapılan yolsuzluk,

17. Rüşvet alarak yapılan yolsuzluk,

18. Adam kayırarak yapılan yolsuzluk,

19. Fetva uydurup, kılıfına göre yapılan yolsuzluk,

20. Yolsuzluğun üzerini örterek yapılan yolsuzluk,

21. Sadece bir yolsuzluğu istismar ederek, diğer kabahatlerin yok edilmesine neden olan yolsuzluk, 

22. Araştırmadan, incelemeden dedikodulara dayanıp karar verilerek yapılan yolsuzluk,

23. Çok konuşmaktan kaynaklanan yolsuzluk,

24. Öğretim üyesinin, araştırma görevlilerini derse sokup, ücret vermeyerek yapılan yolsuzluk,

25. Resmi bir kurumun veya sivil bir kuruluşun devleti yönetmek istemesiyle oluşan yolsuzluk,

26. Makam ve mevki sahibi olanların konuşmalarına dikkat etmeyerek yapılan yolsuzluk,

27. Bazı konulara göz yumarak yapılan yolsuzluk,

28. Akıl tutulmasıyla oluşan yolsuzluk,

29. Ortalığı yakıp yıkarak ve huzuru ortadan kaldırarak yapılan yolsuzluk, 


Yukarıda yazdığım yolsuzluk çeşitlerine benzer diğer yolsuzluklar da aynı zamanda kul hakkıdır. Bütün yolsuzluklara zamanında müdahale ederek toplumun sağlıklı olmasını sağlayan yargıdır. İki yıl beklendi, operasyon düzenlendi, bakanlar istifa etti ve 50 (elli) milyar dolar devletin zararı oldu… Zamanında caydırıcı önlemler alınsaydı bugünkü kaos ortamı olmayacaktı, belki de 10 milyar dolar gibi bir zarar ile bu krizi atlatacaktık…

Saygılarımla…


YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları
1
Burak Tahir Bilici
Mevlüt Yiğit
Öğr. Gör. Ahmet Yaşar ZENGİN